Gazetemiz yazarı Haluk Ekiz’in yazısı
Kim düşürecek?!,
SEN düşürdün, BEN düşürdüm.
Hepimiz düşürdük. Böyle giderse de birilerini sevindirmeye devam edeceğiz.
Meselenin daha iyi anlaşılması adına bir örnekle devam edelim .
Diyelim ki YÜZBİN lira nakite ihtiyacınız var.
Ne yaparsınız?
Tabiki de bankaya gidip KREDİ çekersiniz değil mi?
Evraklarınızı hazırlarken çevrenizden Ahmet emminiz gelip de ;
— Benim 50 bin liram var. Şu anda bana lazım değil, al sende dursun dese,
Öte yandan Mehmet abiniz de;
— 30 bin lira da bende var al kullan, bir ara alırım dese,
Bir de Hasan dayınız ;
— Bir miktar param var köşede yatıyor, sende dursun, istediğim zaman ödersin! diyerek çıkarıp 50 bin lira da o verse ne yaparsınız?
Size lazımdı yüz bin lira, gelen paralar oldu yüz otuz bin lira.
Şimdi soralım! Siz bu EMANET PARALAR varken, üstelik ne zaman geri isteneceği belli değilken bankaya gidip FAİZLİ KREDİ çekermisiniz?
Delimisin kardeşim! Ne diye faiz ödeyeyim ki! dersiniz değil mi?
Şimdi gelelim yöremizin en büyük gelir kaynağı olan Fındığımıza.
Her yıl, memleketin ve dünyanın dört bir yanından gelerek toplanan fındığın elden çıkarılması ÜÇ şekilde oluyor.
1. Paraya ihtiyacı olsun olmasın, kurutunca hemen satıp parasını cebine koyarak işine gücüne bakanlar.
2. Evinin bir köşesine istifleyip, para lazım oldukça azar azar satıp, ya da ürün elindeyken yüksek fiyata pazarları hesabıyla elinde bekletenler.
3. Fındığı kurutup, ileriki aylarda belki daha fazla para eder düşüncesiyle götürüp TÜCCARA EMANET bırakanlar.
Aslında burada EMANET söylemi amacına uygun bir tanımlama değil .
Emanetin anlamı, daha sonra geri almak üzere birine bırakılan mal, eşya, para vs. diye açıklanır.
İşte Fındık ürününün kaderini büyük ölçüde tayin eden bu ÜÇÜNCÜ maddedir.
Günümüzde bir çok FINDIK çiftçisi şehirlerde ve gurbette yaşamaktadır.
Devlet her yıl hesaplarına dönüm paralarını yatırmaktadır.
Bazıları, ne gübre ne ilaç, tırpan vesaire için bahçeye gelmez. Uzaktan hallettirir.
Öyle ki kısa mesafe şehirlerde yaşayıp köyde bahçesiyle ilgilenmeyen çok ÜRETİCİ var.
Bir çoğunun, fındık parasına doğrudan ihtiyacı yoktur.
Memur, işçi emekli ve esnaflardan oluşan çok üretici var.
Eskiden ana gelir olan fındığı YAN GELİR olarak görenler var.
O yüzden de, toplar toplamaz,
– – Şu anda para ihtiyacım yok. Bekletelim de fiyat yükselirse kar ederiz! düşüncesiyle götürüp tüccarına EMANET olarak bırakanlar var.
Aslında hiç bir tüccar;
— Fındığı getir benim depoda dursun! demez.
Çünkü, emanetçilik zor ve riskli bir iştir. Fındığın küflenmesi, çürümesi, kilo kaybı, yangın ve hırsızlık riski vardır.
Peki niye alır, almak zorunda olur? Müşterisini hem kırmak hem de kaçırmak istemez. Bir anlamda müşteri portföyü oluşturmuş olur.
Bir çok Tüccar da ister istemez, bu emanet diye adlandırılan Fındığı götürüp FABRİKALARA teslim eder.
İşte asıl film bundan sonra başlar da hiç kimse farketmez, kafa yormaz .
Fabrikalar, geçici olarak BEDAVA olan bu emanet fındıkları alıp ihtiyaçlarını karşılar.
Siz hiç bir tüccar ya da fabrika gördünüz mü ya da duydunuz mu ki müşterileri için
,
” GÜNÜN BİRİNDE FINDIKLARI BELKİ GERİ İSTERLER, ŞÖYLE BİR KÖŞEDE TUTALIM” diyeni.
Bu iş öyle galeriye araba bırakmaya benzemez. Bir hafta sonra gidip de;
— Ben arabamı satmaktan vazgeçtim. Geri alıyorum! diyebilirsiniz ve binip eve gelirsiniz.
Tüccara emanet bıraktığınız fındığı ertesi günü gidip isteseniz alamazsınız. Çünkü diğer fındıkların içine karışır, fiziki olarak sizin olmaktan çıkar ve bir müddet sonra fabrikaların yolunu tutar.
Sizin fındık , sadece elinize verilen makbuzda yazan kilodan ibarettir.
Hani yukarıda ödünç para örneği vermiştik ya!
Hah işte! Bu durum da aynıdır. Bilmem kaç bin ton bedava fındığı alıp da işini gören Fabrikalar bizim Fındığın fiyatını sizce artırır mı? Niye artırsın ki? Emanet Fındıklarla İhtiyacını büyük ölçüde halletmiştir.
Herkes kar’ını düşünmüyor mu?
Efendim bu yıl don oldu, Fındıklar yandı, rekolte düşük v. s. söylemlerine güvenip de kendince yüksek fiyat hayali kuran çok üretici var.
Ee!!
Sizce bunlar fabrikaların umurunda olurmu?
Onlar almışlar piyasadaki büyük çoğunluk fındığı bedavaya. Gerisini sen ben düşünelim.
Son olarak,
Fındığı bir yatırım aracı gibi düşünenler her yıl hüsrana uğruyor, üzülüyor.
Böyle olmaktansa, fındığımızı kurutup yukarıda saydığımız 1.maddeye göre satıp paramızı cebimize koyalım. Malımızın karşılığı elimizde olsun. İşimize gücümüze bakalım. Altın, döviz, ganrımenkul vs. alınabilir.
Durumunuz müsaitse evde güvenle bekletme imkanınız varsa 2. maddeyi uygulayın.
Ama çok mecbur değilseniz 3.maddeyi kullanmayın.
Unutmayın ki emanete verdiğiniz fındığın fiyatını siz belirleyemezsiniz.
Tüccara da kızmayın. O da büyük alıcıların açıkladığı fiyatı size bildiriyor.
Bu işin en can alıcı noktası emanet fındık verme huyumuzu bitirmek.
Farklı fikirleri olan veya yanıldığımızı düşünen okurlarımız, yorumlarıyla bizleri aydınlatsın isteriz.
Herkese Selam,
Herkese Saygı.


ANKARA DA NELER OLUYOR?
“HAYATTA KALMA MÜCADELESİ”
AHMET KARAOĞLANOĞLU’NDAN YENİ YIL MESAJI
HEMŞİRE HANIM