Gazetemiz yazarı Haluk Ekiz’in yazısı .
Fatsanın Cumhuriyet meydanı yıllar boyu, “şöyle popülist bir hizmet yapalım da millet beğensin ” diyenlerin yüzünden yap boz tahtası gibi oldu. Bu yüzden çok paramız harcandı.
Biz içinde yaşarken pek anlayamıyoruz ama, dışarıdan gelenler daha fazla farkediyorlar bu durumu.
Gurbetçiler bir geldiler, meydanda oturma yerleri, saksıda çiçekler ve tam ortasında saat kulesi gördüler.
Tekrar geldiklerinde, saat kulesinin yerinde havuz buldular.
Olmadı, bu havuz çok gereksiz! .
Zaten elli metre aşağıda deniz var.
Peki ne yapalım?
Meydana şöyle güzel bir çeşme yakışır. Üstelik içinden Sazcılar suyumuz aksın.
Mermer işlemeli büyük bir çeşme yapıldı. Bidonlarla sıraya girilip suları dolduruldu.
Ama bu da uzun sürmedi.
Yok kardeşim çeşme de yakışmadı buraya.
Hadi gel şuraya bir yeraltı otoparkı yapalım.
Kollar sıvandı.
Kazmayı vurdular. Bir kaç bina vardı istimlak edildi.
Fakat bir tanesinde anlaşamadılar.
Vatandaş, istimlak bedelini az buldu. Yıktırmadı binasını.
Bir ara devreye büyükler girdi, vatandaş ikna edilir gibi oldu ve hemen apar topar evi yıktılar.
Ama yine sorun çıktı.
Son anda birileri çıktı ve “Senmisin bizi uğraştıran !
— Almıyoruz o zaman, vazgeçtik” dediler.
Ve otopark alanı o binanın yeri hariç kazılmaya başlandı.
Aradan zaman geçti.
Ve bir gün duyduk ki, anlaşma sağlanmış.
Yıl 2022. Davaya bakan avukattan aldığımız bilgiye göre o zamanın parasıyla binanın arsası için 3.745.000,
yıkılan bina için 750.000 ve kira kaybı için de 250.000 lira olmak üzere, avukatlık ücretleri ve mahkeme giderleriyle toplamda BEŞ MİLYON lira civarında bir tazminat doğmuş.
Döviz altın cinsinden bugünkü değeri
YİRMİ MİLYON lirayı buluyor.
Bizim gibi eski kafaların anlayacağı deyimle yirmi trilyon lira.
Ama ne yazık ki, bu davanın sonucunu beklemeden, otopark inşaatına devam ettiler. İstimlak edilen yere de küçük bir çınar ağacı diktiler.
O Ağaca öylesine bakıp geçmeyin. Bu günkü bedeli 20 milyon lira. Her yaprağı para yani.
İlk başta Ordu Büyükşehir Belediyesince işletilmesi planlanan park Fatsa Belediyesine verildi.
İçerisi yetmiş seksen araç alıyor. Atılan taş ürkütülen kurbağaya değdi mi bilinmez ama, aşırı yağışlar sonrası otoparkın içi su tutuyor.
Bu sorunu bir şekilde vidanjörlerle çözüyorlar ama, bu günlerde mağdur edici bir sıkıntı daha var.
Parkın içine yukarıdan tavandan yağmur suları akıyor. Betondan geçip, demir pası ve çimento karışımlı sular boya hasarı yapar gerekçesiyle, bazı kabinlere araba park ettirmiyorlar.
Soru şu ;
Devletimizin Belediyeler vasıtası ile yaptırmış olduğu bu mekanların ihalesini alıp inşasını yapanlardan ONARIM VE BAKIM GARANTİSİ istenmiyor mu?
Yapanın yanına kar mı kalıyor?
Yaptığı eserlerin yüz yıllarca hala dim dik ayakta durduğu MİMAR SİNAN bir gün Fatsaya gelse, sanki ahşaptan yapılmış gibi “cıp cıp” damlayan o tavanı ve Fatsanın zeminine dizilen taşların “takır tukur” oynamasını görse size, bize, yapanlara ve yaptıranlara sizce ne der?
Haa! Az kalsın unutuyorduk, Otoparkın üst kısmında yukarıda meydanda, zeminde taşların arasına gömülü, maliyetini bilmediğimiz bir su fıskiye sistemi var. Kanatimizce, çoktandır paslanıp çürümeye başlamıştır diye düşünüyoruz ama yakınlarda çalışırken gören var mı?
Herkese Selam,
Herkese Saygı.


SİZCE İL OLMAYI KİM HAK EDİYOR?
NEDEN ÜÇ İLAÇ YAZILIYOR ?
“RAKAMLAR TOK,İNSANLAR AÇ “
BALIK BAŞTAN KOKAR