Gazetemiz yazarı Nihat Hardal’ın bu haftaki köşe yazısı…
“103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin neredeyse 79 yılı sağcı, İslamcı ve muhafazakar partiler tarafından yönetildiğini biliyor musunuz?
SOL yıllarca sağın ve siyasal islamın baskısından kurtulmak için mücadele etti. Bundan dolayı kendini net ifade edemediği gibi kitleleri heyecanlandıracak politika bile üretemedi. Bu duruma parti içi kısır çekişmelerde eklenince parti tamamen içine kapandı ve bir türlü iktidara alternatif olamadı.
Hatırlayın Erdal İnönü’nün SHP genel başkanı olduğu yılları, Deniz Baykal’ın genel başkanlık için yaptığı kurultay çağrıları partiyi epeyce yıpratmış hatta kamuoyunda SHP için kurultaylar partisi yakıştırması bile yapılmıştı.
Sosyal demokratlar kendi içlerinde öyle bir kavgaya tutuştular ki 1999 Türkiye genel seçimlerinde CHP %10’luk seçim barajını bile geçemedi.
Kendi içlerinde barışı sağlayamayan sol partiler, sağcı ve İslamcı partilerle mücadele edemediği gibi kendi bloklarında da parçalanarak anlaşmazlıklara düştüler.
Dolayısıyla birleşmek yerine yeni partiler kurarak tamamen dağılmayı tercih ettiler.
Sosyal demokratların kara oğlanı Ecevit bile, kendisinin kurduğu DSP’ye yıllar önce yapılan birlik olalım çağrılarına kulak tıkayarak sürekli olumsuz cevap verdiğini hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla Ecevit bile sağın değirmenine su taşıyanlardan birisi olmuştur.
Mesela 1994 İstanbul seçimlerinde DSP, SHP’nin adayı Zülfü Livaneli’ne destek verseydi bugün ülkemizin AKP diye bir gündemi olmayacaktı.
1980 den günümüze kadar irili ufaklı yaklaşık olarak 15-16 sol parti kurulmuştur. Bu partilere daha nefes aldırmadan ya askeri mahkeme kapatmış, ya anayasa mahkemesi ya da parti kurma hamleleri hayata geçirilmeden sonlandırılmıştır.
Birçok sebepten dolayı sosyal demokratlar yıllardır kendine uygun bir liman bulamamıştır. Çıktıkları bu yolda tekneleri bazen su almış bazen de fırtınaya yakalanarak büyük sarsıntılar geçirmiştir.
Aradan yıllar geçmiş, Erdal İnönü’ye genel başkanlığı döneminde rahat vermeyen Deniz Baykal amacına 1992 yılında ulaşarak genel başkan olmuştu.
2010 yılında istifa eden baykal, yerini bazı kesimlerin sakin güç, bazı kesimlerin ise gandhi benzetmesi yaptığı Kemal Kılıçdaroğlu’na bırakmıştı. O dönemlerde Kılıçdaroğlu solun yeni umudu olmuştu.
Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığı döneminde zaman zaman yanlış kararlar alarak önemli hatalar yaptı.
Partiyi sağ seçmene açacağım diye MYKY üyeliğine yanlış isimler atadı. Herkese gereğinden fazla güvendi ve bundan dolayı sürekli seçim kaybetti ve alternatif olamadı.
En büyük hatalarını şöyle sıralayabiliriz.
1- Türkiyenin kaderini belirleyen evet hayır referandumunda mühürsüz oyların kabulunü sağlayarak Türkiyenin bu günlere gelmesine çanak tuttu.
2- 2015 yılında AKP tek başına hükümet kurma yetkisi alamadığında kanunlar gereği cumhurbaşkanı ilk önce hükümeti kurma görevini 1. parti olan AKP’ye vermeliydi o da öyle yaptı, AKP hükümeti kuramazsa o görevi 2. parti olan CHP’ye vermeliydi ama cumhurbaşkanı görevi CHP’ye vermedi, Kemal Kılıçdaroğlu’da bu duruma cılız sesler çıkartarak durumu geçiştirdi.
Son seçimlerde cumhur başkanı adayı olmak isteği yaptığı son hata oldu. Küçük partilere gereğinden fazla milletvekili kontenjanı tanıyarak tabandan sert eleştiri aldı. Bu hatası hem onun hem de ülkemizde demokrasinin sonunu getirdi.
Artık onun içinde gitme vakti gelmişti, aday olma partinin önünü aç diyenlere kulak tıkadı, kimseyi dinlemedi hırsına yenik düştü ve yeniden aday oldu.
O seçmeni dinlemedi ama son kurultayda da delege de onu dinlemedi ve Özgür Özel yeni genel başkan oldu.
Demokrasimizin zor nefes aldığı bir dönemde yapılan seçimlerde, seçmen CHP’ ye ve AKP’ye net mesajlar gönderdi. CHP’ye hazır ol artık iktidara gelmelisin dedi AKP’ye ise yeter artık bırakmalısın mesajını verdi.
Yıllarca hep geri planda kalan ve iddialı proğram üretemeyen sol, Ekrem İmamoğlu büyükşehir belediye başkanı olduktan sonra partinin kaderini değiştirdi ve alternatif olmayı başardı.
Ama AKP bu durumu hazmedemedi, önce kendisi gerildi ve arkasından hepimizi gerdi. Türk siyasi tarihinde CHP’ye karşı görülmemiş bir baskıya başladı.
AKP varlığını devam ettirebilmek için rakibine karşı sertleşti Cumhurbaşkanı adayını ve belediye başkanlarını tutukladı.
Artık görmeye başladık ki iktidarda kalmak için halkın gücüne değil devletin gücüne inanıyorlardı.
Yıllar sonra iktidarı devir almaya yakın olan CHP, bu seferde AKP’nin baskısına takıldı.
Işin aslına bakarsanız yapılan bu baskı bir siyasi partiye değil halkın iradesine yapılıyordu.
Bugün milletin tercihine yapılan bu baskılara dur diyemiyorsak, demokrasimiz adına bu size yazdığım son mektubumdur.”
#fatsa #ordu


NUMAN BEY, FATSALILARIN SİZE SELAMI VAR.
KAVGALI ZİHNİYET
“8 MART”