Fatsa Söz Gazetesi / Fatsa'dan Güncel ve Özgün Haberler

HACI BAGİ DAYIYI UNUTTUNUZ MU?

HACI BAGİ DAYIYI UNUTTUNUZ MU?
Haluk Ekiz( halukekiz@gmail.com )
16 Temmuz 2024 - 17:22
Bu yazı, okuma yazmaya köyündeki okullarında başlayıp, Şehiri, Bakkalı, Asvaltı, çeşit çeşit Arabaları, Kayıkları, Mezgiti, İstavriti ve Yunus balığını hayatlarında ilk defa Bolamanda gören çocuklar içindir.
Bir zamanlar Bolamanın adı ” KALE” olarak anılırdı.
Minibüsler, yolcu toplarken ;
– Galee, Galeee! diye seslenirdi.
Hepimiz köylerde kıt kanaat imkanlarla, siyah önlük, beyaz yakalıkla üçlü dörtlü sıralarda eğitim gören saf temiz köy çocuklarıydık.
Sabah okula giderken, okul sobası için sırası gelenin elinde sürüklediği üç beş fındık odunuyla, akşam yollarda güle oynaya eve dönen stres kavramını asla duymayan musmutlu çocuklardık.
Yumrukla kavga etmeyi bilmezdik.
Kavgamız, itişip kakışma ve araya giren diğer arkadaşlarımızın çabası kadar kısaydı.
Top çok değerli ve lüks bir oyuncakdı.
Topu olan kraldı.
Oyunun ortasında bile küserek topunu alıp,
— Ben oynamıyom!! deme hakkına sahipti.
Hatta maçta kimlerin oynayacağına bile karar verirdi.
Çember, Zalıt (süpürgelik)’a geçirilmiş köy kabağı, bir fındık değneğinin başına bir ip bağlayıp bacak arasına yerleştirip , ( – deeh atım deeh) deyip hatta, nal seslerini, (-dıgıdık, dıgıdık) diyerek oyun üreten çocuklardık.
İnek, dana, at eşek ile büyüyen,
Teveltü, tille, heybe, dizgin kavramlarını iyi bilen, tek başımıza akşam bahçeden onları getirip ahıra bağlayabilme cesareti olan çocuklardık.
Bu duygularla İLKOKULU bitirdik. Şimdilerde ki gibi şehir hayatı yoktu.
Çarşıda oturanları yadırgarlardı.
Bazı aileler, ara sıra hafta sonu köyüne çıkanlara süt yoğurt yumurta, fide vs vermekten imtina ederlerdi.
— Öyle çarşıda durmayı biz de biliyok, gelsinler kendileri de yetiştirsinler. diyenler olurdu .
Köylerde tek tük minibüsler vardı. Onlar da hafta günü ( Pazartesi) sabah şehre inip öğleden sonra geri gelirlerdi.
Hafta arası köy yollarından bazen araba geçerdi.
Dolayısıyla ORTAOKUL ve LİSE eğitimi ulaşım açısından zordu.
Bolaman havzasındaki çocukların büyük bir kısmı eğitimlerini KALE deki okulda görmüşlerdir.
Çok azı Fatsa ve diğer yerlerde okumuştur.
Bolaman Ortaokulu ve Lisesi Kalenin merkezinde yoldan yüksek bir yere inşa edilmiş.
Okulun çevresi dik yamaç ve önünde çok küçük bir meydanı vardır.
Bu meydan oyun oynamak için hiç elverişli değildi.
Top oynarken, Mecit dayının bahçesine düşer Ayşe teyzenin tavşutlarına zarar verirdi.
Öte yandan okulun hemen altında Balıkçı Yusuf dayının evinin çatısına çarpıp kremitleri kırar, Yusuf dayı bazen topu vermeyip, ( bir daha olursa topunuzu vermem) diye yalancıktan bizi korkuturdu.
Sabahtan akşama kadar geçen eğitim süremizde bizim öyle şimdilerde jelatini açılmamış paketlerle önümüze gelen öğle yemeğimiz yoktu.
Zaten sabahın köründe köylerden yola çıkıp okulun içtimasına yetişmek zorunda olan bizler, yemek için çantamızda, ekmek, yumurta vs. getirirdik.
Para harcamaya ilk kez Bolaman da başladık.
Günlük BİR, bazen de BEŞ lira harcayıp birşeyler satın almak çok zevkli gelirdi bize.
Öğle tenefüslerinde, evden getirdiği yemeklerini deniz kenarında yerken, balıkçıların av tamirlerini, çevirdikleri felekleri ve üzülerek baktığımız yağı için vurulan yunusları izleyerek geçirenler vardı.
Golibiceklerin(karabatak) bizi gördüğünde daldığı yerle kafalarını çıkardığı yerin arasını tahminen ölçer ve hayret ederdik.
Ama asıl belirtmek istediğimiz konu, Öğle yemeği için her öğlende, sıraya girme nedir bilmeden büyük bir VACIRTI ile doluştuğumuz HACI BAGİ DAYININ dükkanıydı.
BAGİ dayının asfalta sıfır Bakkalı vardı.
O yıllar işyeri vitrin ve dış kısımları ahşapdı.
Maviye boyanmış bakkal içeriye uzunlamasına doğru bir mekandı.
Yarısından sonra bir bölmeyle arkada ARDİYE dediğimiz karanlık bir yeri de vardı.
BAGİ dayı otuzlu yaşlarında Mekkeye gitmeyi başarmış, genç yaşında HACI olmuş biriydi.
Her öğlen tenefüsünde bizim oraya doluşma sebebimiz şuydu.
Karakolun tarafında bir fırıncı vardı.
Hala da gerçek isminin ne olduğunu bilmediğimiz ama bugün bile o zamanki tadıyla bulup yiyemediğimiz ekmekleri yapan, zayıf, hafif kambur, kimseyle pek konuşmayan GAARTMAÇ dayı vardı.
Gözleri pek iyi görmeyen yada bize öyle geliyordu verilen paraları pek incelemeyen GAARTMAÇ dayıya geçmeyen para, sahte metal vs. verip ekmek aldığını ballandırarak anlatanlar vardı.
Uzun vadede kimin kimi kandırdığını o yaşlarda idrak edemiyorduk.
Ama bir gerçek vardı ki, Gaartmaç dayı, sanki bize özelmiş gibi tam öğle tenefüsüne denk getirip sıcak ekmek yapıyordu.
İşte BAGİ dayı, oradan sıcak ekmekleri alıp Bakkalına getirip, onun meşhur TESTERE DİŞLİ Bıçağıyla dörde bölüp bize çeğrek ekmek çıkarıp, yine testere bıçakla SANA yağını dışındaki kağıdıyla üçe beşe bölüp kesip veriyordu.
O yıllarda Margarin bilinen bir şey değildi.
İlk çıkan marka ” Sana” olduğundan ismi yıllardır Sanayağ olarak anıldı.
Ayrıca HACI BAGİ dayı, evde portakal kabuğundan REÇEL yaptırıp satardı.
O sıcak ekmeğin içine kaşıkla koyulan reçelin tadını hatırladınız mı?
Sıra kültürü yokdu. Elini HACI BAGİ dayıya en önde uzatan ekmeği alırdı.
O da hiç kimseye bağırıp kızmazdı.
–Ula çocuklar, az durun, sabredin hepinize vericem!
dese de kimse duyup sıra yapmak istemezdi.
Ekmek Reçel /Sanayağ her neyse alan arka tarafta karanlık ardiyeye geçer karnını doyururdu.
Dışarı çıkanların kiminin üstüne sıcak ekmeğin etkisiyle damlayan reçel, yağ lekesi de espri kaynağı olurdu.
Bagi dayının, hiç bir öğrenciye de seslenip,
— Heey oğlum, sen paranı verdin mi, sen noksan verdin, şu kadar daha vermen gerekir dediğini duyan yoktur.
Günümüzde, trilyonluk yolcu hatlarında o kadar yolcunun içinde dikiz aynasına bakarak,
– Yiğenim bu para noksan, 50 kuruş daha gönder diyenleri görünce HACI BAGİ dayının zenginliğini yıllar sonra anlıyor insan.
Yazımıza istemeyerek son verirken,
KALE de okuyan bütün çocuklarda hakkı ve emeği olan HACI BAGİ DAYIMIZI 2006 yılı Mayıs ayında 85 yaşında ahirete yolcu eyledik.
Kendisine, Bolamanın geçmişinde yaşamış ve emek vermiş olanlara ve ahirete göç eylemiş tüm ölmüşlerimize Allah rahmet eylesin.
İnşallah mekanları Cennet bahçesi olsun.
Herkese Selam,
Herkese Saygı.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Copyright © 2020 / Fatsa Söz Gazetesi / Tüm hakları saklıdır.