Türkiye bir çok facialardan sonra ortaya çıkan tablo gösterdi ki, tedbirsizlik had safhada…
Yani tüm mesele para!
Yani Kur’an’ın ifadesiyle “ çokluk” “ veya “ biriktirme” hırsı…
Köle ticareti, zulüm düzeni on beşinci, on altıncı yüzyıllarda mı kaldı zannediyorsunuz?
Adı değişmiş, köleliğin onlarca yüzü dolaşıyor aramızda…
Kadın ticareti, çocuk ticareti, organ ticareti, din ticareti v.b. hesapları, rantları, siyasetleri uğruna canlara kıymaktan çekinmeyenlerin, sıkıştıkları yerde dini kavramlara sarılmaları akla ziyandır.
30 liralık çalışmayan maskeleri madencilere reva görenler, İstanbul7un göbeğinde gökdelenler dikiyor!
Canavarlığın, doymazlığın aymazlığın adı da kader oluyor. Öyle mi?
Karın tokluğuna, ölümün soluğunu her an ensesinde hissederek çalışan maden işçilerin ne farkı var kölelerden ?
Yeme içme, dinlenme molası verilmeden, kilometrelerce yürüyerek çalışacağa yere ulaşan bu insanların haklarını nasıl ödeyecek bu sorumlular?
Hani nerede peygamberin yanında çalıştığın kimseye, yediğinden yedir, giydirdiğinden giydir sözü!
Emeği sömürenlere, onların üzerinden servetlerine servet katanlara göz yumanlar da, müteselsilen büyük servet katanlara göz yumanlar da, müteselsilen büyük vebal altında olduklarını akıllarından çıkartmasınlar.
Kader demek, tedbirsizliği, cehaleti Allaha fatura etmektir. Kendisini rahman ve rahim olarak tanıtan yüce Allaha bu düpedüz bir iftiradır. Kur’an , Allah’ a iftira eden toplumların kurtuluşa eremeyeceklerinden bahseder.
Takdiri insaninin ve hatta “ takdiri nefsaninin adı takdiri ilahi olmuş yazık!
Sorumluluğu hiçe sayan , kendilerini temize çıkarmaya çalışanlara, biri çıksa; bu ölümler Almanya’da Fransa’da olmuyor da neden hep Müslüman coğrafyalarda oluyor; haşa Allah Müslüman düşmanı mi, hep Müslümanları öldürüyor; diye sorsa nasıl kalkarlar bu sorunun altından?
Din, yapılan yanlışlıklara örtü değildir.
Din, siyasete malzeme değildir.
Din, başörtüye, camiye gelince bangır bangır bağırılacak; haksızlıklara, ölümlere, zulümlere gelince yapılacak kalkan hiç değildir.
Allah insanların neyi, nasıl ne şekilde yapacaklarını dikkate alacağını ve ona göre hesaba çekeceğini bildirmiştir.
Zalim, zulmünün gerekçesini kadere yükler.
Mazlum da aczinin gerekçesini kadere yükler.
Zalimin zulmü karşısında örgütlü toplum olamamanın acılarını çekiyor mazlumlar
Susmak, rıza göstermek, hakkını aramamak, örgütlenmemek acılara acı katacaktır.
O halde emeğine sahip çık!
Bu sözüm de sabrı tavsiye eden hocalara; Acaba yanlış yapan yetkililere de hakkı tavsiye edip sorumluluklarını hatırlattılar mı? Bu cesareti gösterebilecek kaç hoca çıkar?
Hz. Ömer, devlet başkanı olduğunda, şu soruyu sorar; şayet bir yanlış yaparsam ne yaparsınız? Sahabeden biri ayağa kalkar ve; seni bu eğri kılıçlarımızla doğrulturuz, cevabını verir.
Evet kılıç, adalettir. Kılıç, hakkaniyetle davranmaktır. Kılıç haktan, hukuktan ayrılmamaktır.
Kalın Sağlıcakla!


ANKARA DA NELER OLUYOR?
“HAYATTA KALMA MÜCADELESİ”
AHMET KARAOĞLANOĞLU’NDAN YENİ YIL MESAJI
HEMŞİRE HANIM