Gazetemiz yazarı Haluk Ekiz’in yazısı .
Fatsada geçen gün silahlı bir soygun olayı yaşandı.
Fatsa esnaflarından Yılmaz Şerbetçi kardeşimizin Kuyumcu dükkanına akşam saatlerinde gelen kar maskeli bir hırsız, iş yerindeki personeli silah zoruyla yere yatırıp altınları alıp kaçtı.
Ama hırsızın keyfi fazla sürmedi.
Emniyet mensuplarının başarılı çalışmaları neticesinde iki gün içinde çaldıklarıyla birlikte yakalandı.
Şaşırtıcı olan, soyguncunun Emniyet mensubu olmasıydı.
Özel Harekat polisi olmasına rağmen, mesleğini ve hayatını riske atarak böyle çılgınca bir işe kalkışması ona pahalıya mal oldu. Meslekten kesin atılır ve ne kadar ceza yer bekleyip göreceğiz.
Ama asıl şaşırtıcı ve bir o kadar da vahim olan konuya gelecek olursak;
Soygun sonrası, dedikodu makinaları ve ayaklı gazetelerin(!) ürettiği çirkin söylemlerdi.
Efendim, orada beş kilo altın ne gezermiş, abartılıyormuş.
Kardeşim! bunu söylerken siz adamın ne kadar altını olduğunu nasıl bilebiliyorsunuz?
Yılmaz bey, basına kısa bir konuşma yaparken gülümsüyormuş da, oysa insan biraz ağlamaklı ve üzgün olmalıymış.
Kamera kaydında, soyguncunun işyeri personelini yere yatırması çok yapmacıkmış. Zorlama, direnme, itiraz yokmuş da bu nasıl soygunmuş.
Adam resmen kendi dükkanını soydurmuş da, muş da muş.
Allah sizi ıslah etsin diye yüksek sesle bağırası geliyor insanın.
Yahu bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir Allah korkusu ey halkım?
Bu yakıştırmaları yapmaya utanmıyormusunuz?
Hadi utanmıyorsunuz, Allaha ne diyeceksiniz ahirette?
Daha aklımızda söylenecek çok şey var da.
Neyse.
Bugün Cuma namazında Topaloğlu Camisinde;
Adem Kazel hoca vaazının bir bölümünü bu konuya ayırdı.
Belli ki, duyumlar ve dedikodular onu da derinden üzmüş.
Cemaate seslenerek ;
Zan çok veballi iştir, zandan kaçının dedi.
Eskilerde, böyle olaylar olduğunda, eş dost gelip, mağdur olan komşuya maddi ve manevi destek olur, ihtiyaçlarını temin etmek adına herkes elbirliği yapardı dedi.
Belkide onu dinleyen cemaatin içinde böyle etrafa nifak saçanlardan birileri de vardı kimbilir. Herkes kafası yerde dinledi.
Sıkıntı sadece Kuyumcu soygunu değil ki.
Her zaman her ortamda, konuşup zan yapmıyormuyuz?
Bilip bilmeden kimlerin günahını alıyoruz.
Gıybet, dedikodu, fitne fesat üretiyoruz.
İyi de Allah her şeyi saniye saniye kayda aldırıyor bilmiyormuyuz?
Adem hocanın son olarak söylediği, duyanların derinden etkilenmesi ve korkması gereken şu ayetin mealiyle yazıyı sonlandıralım.
İsra süresi 14.Ayet ;
Oku kitabını!
Bugün sana hesap sorucu olarak nefsin yeter!
Herkese Selam,
Herkese Saygı.


ANKARA DA NELER OLUYOR?
“HAYATTA KALMA MÜCADELESİ”
AHMET KARAOĞLANOĞLU’NDAN YENİ YIL MESAJI
HEMŞİRE HANIM