Engin Yaran yazdı…
“Son zamanlarda suskun kalmaya çalışıyorum ama içim el vermiyor.
Bilindiği üzere uzun zamandır ilçemizin gündemini Burger King işletmesi meşgul ediyor. Bu işletmenin açılmasıyla birlikte yaşananlar, aslında bu kentte neye, kime ve nasıl tepki gösterdiğimiz sorusunu bir kez daha düşünmemize neden oldu.
Fatsa Sivil Toplum Platformu adı altında birçok sivil toplum kuruluşu sokağa çıktı, protestolar yapıldı. İsim vermeden yazacağım. Hatta bir siyasi partinin Fatsa İlçe Başkanının elindeki duyuru panosunun bazı kişiler tarafından zorla alınması, işin tansiyonunu daha da yükseltti.
İyiki o gün şehir dışındaydım. Canlı canlı izlemek istemezdim.
Edindiğim bilgiler ve izlediğim görüntüler üzerinden yorum yapıyorum. Aslında o gün orada yalnızca bir fast-food zincirine tepki gösterilmedi. İfade özgürlüğü, protesto hakkı ve kamusal tepkinin sınırları da tartışmaya açıldı.
Ancak kimse şu soruyu sormadı…
Burger King işletmesi bir gecede, kendi kendine mi kapılarını açtı?
Bugün ilçemizde Burger King’i protesto edenlerin büyük bir bölümü, tepkisini doğrudan işletmeciye yöneltiyor. Oysa işletmeci, önüne sunulan yasal zeminde ticaret yapıyor. Asıl sorgulanması gereken, bu zemini kimlerin hazırladığı değil mi?
Eğer bir şehirde istenmeyen bir işletme açılıyorsa, sorun tabelada aranmaz ruhsatta aranır. (Bu işletmenin yasal olarak herhangi bir çorbacıdan farkı yoktur.)
Garip olan şu ki, bu durum Fatsa için yeni değil. Aynı tepkiyi maden sahalarında da görüyoruz. Zaman zaman birkaç pankart, birkaç slogan… Sonra herkes evine. Oysa maden ruhsatını veren kurumlar, izinleri onaylayan merciler yerli yerinde duruyor.
Bizim temel sorunumuz tam da burada başlıyor, tepkiyi doğru yerde göstermiyoruz.
Çünkü kolay olanı seçiyoruz. Gözümüzün önündeki işletmeye bağırıyoruz ama görünmeyen masalardaki imzaları görmezden geliyoruz. Belki de o masalar daha güçlü, daha korunaklı ve daha ulaşılmaz olduğu içindir bilemiyorum.
Bugün Burger King üzerinden yaşanan tartışma, yarın başka bir marka, başka bir maden sahası, başka bir proje ile karşımıza çıkacak.
Eğer bu şehir gerçekten söz sahibi olmak istiyorsa, muhatabını doğru seçmek zorunda.
Aksi halde yaşadığımız şey, vicdan rahatlatan ama sonuç üretmeyen bir öfkeden öteye gitmez.
Sürçü lisan ettiysek affola…”


SİZ KENDİNİZİ DÜŞÜNÜN EY ŞEHİRLİLER!
“DEMOKRASİNİN BEŞİĞİ YEREL YÖNETİMLER”
FATSANIN HÜRMÜZ BOĞAZINI NİYE KAPATTINIZ ?
“ÇEKİN ELİNİZİ KARADENİZDEN”