Gazetemiz yazarı Haydar Melek’in bu haftaki köşe yazısı…
“Eskiden “asgari ücretle geçinilir mi?” diye sorarlardı.
Şimdi soru değişti: Asgari ücretle hayatta kalınır mı?
Bakın, lafı dolandırmaya gerek yok.
Asgari ücrete çalışan, kirada oturan, iki çocuk okutan bir aile bugün yaşıyor gibi yapıyor. Yaşamak başka bir şey çünkü. Bu bildiğin ay sonunu getirme mücadelesi.
Ayın biri maaş yatar.
Ayın ikisi kira gider.
Ayın üçü elektrik-su-doğalgaz sıraya girer.
Ayın dördü mutfak…
Ayın beşinde zaten elde avuçta bir şey kalmaz.
Çocuk okuyor diyoruz ya, öyle kolay bir şey sanmayın. Defter ayrı dert, kitap ayrı dert. Servis desen ayrı külfet. Kantine harçlık vermeye utanır oldu insanlar. Çocuk “baba tost alabilir miyim” diyor, adamın içi parçalanıyor ama cüzdan sus diyor.Dersaneye veya etüt merkezine göndermek hak getire. Çocuğa ek ders aldırmazsan maratona iki durak geriden başlatmak gibi bir durum.
Markete giriyorsun, fiyatlara bakıyorsun.
Bir zamanlar kiloyla aldığını, şimdi tane hesabıyla alıyorsun.
Peynir yarım kilo, zeytin avuç içi kadar.
Et mi? O artık bayramdan bayrama hatırlanan bir anı. İki yüz liralık alabilir miyim utangaçlığı.
Ev kirası desen başlı başına bela.
Ev sahibi her sene zam yapar, sen her sene biraz daha küçülürsün.TEFE-TÜFE %40 kira zammı %40 , maaş zammı %12-13 nasıl bir canbazlık?
Bir de çocukların gözünün içine bakmak var.
Onlara “olmaz” demek var.
“Şimdi değil”, “sonra”, “bakalım” diye geçiştirmek var.
En zoru da bu işte… Karnın aç kalmasına katlanırsın ama çocuğun hayalinin ertelenmesine zor katlanırsın.
İnsan kendinden vazgeçer ama çocuğundan vazgeçemez.
Sonra biri çıkıp diyor ki:
“Şükredin.”
Şükür başka, sefalet başka kardeşim.
İnsan çalıştığı halde geçinemiyorsa burada bir sorun vardır.
Bu insanlar tembel değil.
Sabahın köründe kalkıyorlar.
Akşam karanlıkta dönüyorlar.
Ama ne kadar koşarlarsa koşsunlar, yerlerinde sayıyorlar.
Velhasıl kelam…
Asgari ücretle yaşayan aile bugün sadece sabırlı değil, aynı zamanda çok güçlü.
Ama herkesin bir dayanma sınırı var.
İnsan insanca yaşamak ister.
Lüks değil bu, hak bu.
Ve bu ülkenin yükünü çekenler, en çok yorulanlar, ne yazık ki en az nefes alabilenler…
Emekli mi? Onuda haftaya yazayım.
Sürçü lisan ettiysem affola.”


ANKARA DA NELER OLUYOR?
AHMET KARAOĞLANOĞLU’NDAN YENİ YIL MESAJI
HEMŞİRE HANIM