Fatsa Söz Gazetesi / Fatsa'dan Güncel ve Özgün Haberler

TIMARHANE

TIMARHANE
NİHAT HARDAL( nhardal52@gmail.com )
27 Şubat 2026 - 11:06

(Gazetemiz yazarı Nihat Hardal’ın bu haftaki köşe yazısı…)

 

1950 yılın da ilk kez çok partili seçim yapıldı ve ilk kez seçime giren Demokrat parti halkın büyük bölümünün tercihini alarak hükümet kurma yetkisini aldı.

Milli şef olarak adlandırılan İsmet İnönü büyük bir olgunlukla hükümeti Adnan Menderes önderliğinde ki Demokrat partiye devretti.

Aradan yıllar geçti ve Türkiye Cumhuriyetin de 1980 darbesi yaşandı. Darbeden sonra 1983 yılında yapılan ilk seçimleri diğer partilerin yasaklı olmasından dolayı yeni kurulan ve ilk kez seçime katılan Turgut Özal önderliğinde ki Anavatan Partisi seçimi kazandı.

Tıpkı geçmişte ilk kez seçime girip kazanan Demokrat parti gibi.

Aradan yıllar geçti, Anavatan partisinden sonra farklı siyasi partiler hükümeti kurma yetkisi aldı. Kurulan bu hükümetler seçimi kaybettiklerin de büyük bir olgunlukla yeni hükümete görevlerini devir etti. Demokrasilerde halkın seçtiği gelecek tercih etmediği görevini bırakacaktı.

1994 yılına gidelim, dönemin İ.B.B başkanı Nurettin Sözen seçimi kaybettiğinde rakibi Recep Tayyip Erdoğan’a görevini Necmettin Erbakan gözetiminde törenle teslim etti. Bu bir demokrasi şöleniydi ve böyle olmalıydı.

Bütün bu yazdıklarımı yaşı tutanlar veya Türk siyaseti ile yakından ilgilenenler hatırlayacaklardır.

2002 yılına kadar kör topal yürüyen demokrasimiz nasıl oldu da bu tarihten sonra yürüyemez hale geldi.

2002 yılında bu sefer AKP kuruldu. Demokrat parti ve Anavatan partisi gibi İlk kez seçime katılan ve  hiçbir alt yapısı olmamasına rağmen AKP, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde seçim kazanarak ülke siyasetine hızlı bir giriş yaptı.

Burada dikkat çekmek istediğim konuya gelince,

Bu ülke kimseye babasından miras kalmadı, gelen bütün hükümetler Türk insanına hizmet yapacak ve aldığı bayrağı daha yükseğe çıkarmaya çalışacaktır.

Demokrasiler böyle çalışmalı.

1950’de milli şef İsmet İnönü seçimi kaybetti görevini devir etti.

Arkasından gelen Demirel, Ecevit, Erbakan, Özal, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller hepsi seçim sonuçlarının ardından görevini teslim ederek geri çekildi.

Ne olduysa 2002 yılından sonra oldu.

İktidarı devir alan Tayyip Erdoğan ülkenin demokrasi anlayışı büyük bir hızla değiştirdi.

Batıdan uzaklaşan AKP yönünü hızla doğuya çevirdi, Ortadoğuda uygulanan demokrasi anlayışını bu ülkeye monta etmeye çalıştığını görüyoruz.

Nedir ortadoğu demokrasisi? Anlatayım.

Biliyorsunuz oralarda da seçimler yapılıyor ve bir yöneten seçiliyor.

Ortadoğuda hiç bir vatandaş yönetime karşı Konuşamaz, tartışamaz, hatta soru bile soramaz.  Yönetenlerin aldığı her karar doğru veya yanlış kimseyi ilgilendirmez ve kimseye hesap verilmez. Muhalefet partileri sesini çıkaramaz, çıkaran olursada hemen yok edilir.

Böyle bir sistemle seçim kaybetmek imkansız değildir de nedir.

Gelelim Türkiye’ye,

1950 yılından beri yüzlerce seçim yapan bu ülke, seçim konusunda tecrübeli olması gerekirken hatta edindiği bu tecrübesini diğer ülkelerle paylaşması beklenirken, nasıl olurda son yıllar da yapılan seçimler hep tartışılır hale geldi.

Son Amerika ziyaretinde Trump bile Recep Tayyip Erdoğan için şaibeli seçimleri kazanmasını en iyi o bilir sözünü kullandığında salon buz kesmişti.

2019 da yapılan yerel seçimler de İstanbul çok konuşuldu. Mart ayında yapılan ilk seçimde fark 13.000 oy çıktıktan sonra seçim sonucunu hazmedemeyen Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada Türk milletinin gözüne baka baka ’’öyle 13.000 oy farkla seçim kazandım diyemezsiniz’’ cümlesine hepimiz şahit olmuştuk.

1950 de kör topal başlayan demokrasimiz, 2019 yılın da cumhurbaşkanının bu sözü karşısında kötürüm olmuş ve artık yürüyemez hale gelmişti.

1994 de İstanbul’u ve 2002 Yılın da Türkiye’yi törenle teslim alan Recep Tayyip Erdoğan ülke yönetimini bir türlü bırakmak ve teslim etmek istemiyor. Neden?

Demokrasi bir amaç mı? Yoksa araç mı? Diye siyasete başlayan Erdoğan’ın  neler yapmaya çalıştığını bilemeyiz.

İBB başkanı Ekrem imamoğlu’nun 18 martta diplomasına el konuldu, 19 Mart’ta tutuklandı. Arkasından gelen iftiralar, yolsuzluk yaptı söylemleri, gizli tanıklar bir sürü alavere dalavere ile ıspatlayamadıkları bir suçtan dolayı İmamoğlu’nu bir yıldır cezaevinde tutuyorlar.

Bu yapılanlar tamda bir Ortadoğu demokrasisi değildir de nedir.

Bütün yaşadıklarımız bize gösterdi ki bu hükümetin yaptığı ‘’Demokrasiyi bir amaç değil bir araç gibi kullanmaya çalıştığına şahit oluyoruz.

Başka bir amaçları olmasa, geçmişte diğer siyasi partilerin yaptığı gibi kaybettiğinde gidersin, nerede hata yaptık diye kendini sorgular ve daha çok çalışır yeniden iktidara gelirsin.

Demokrasi şöleni ile devir aldığınız bu ülkeyi, neden bırakmak istemiyorsunuz bir söyleyin hele. Eskiden bu topraklar umudu olanların ülkesiydi, şimdi ise kocaman bir TIMARHANE’ye döndü. Görmüyormusunuz?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Copyright © 2020 / Fatsa Söz Gazetesi / Tüm hakları saklıdır.