Gazetemiz yazarı Haluk Ekiz’in yazısı.
Geçtiğimiz günlerde Fatsa Gazeteciler ve Basın Derneğimize iade-i ziyarete gelen Ordu Valisi Muammer EROL ‘a maden sahalarını sorduk.
— Syn Valim! Kamuoyunu hem meşgul hem de çok rahatsız eden bu Madenler konusunda bizi aydınlatırmısınız?
Vali bey, sorumuzu cevaplamadan önce şunları söyledi;
— Maden arama işinde BEŞ başlık vardır.
1 ) Arama, Keşif dönemi,
2 ) Fizibilite dönemi,
3 ) İnşaat aşaması,
4 ) Üretim aşaması,
5 ) Kapatma ve Rehabilitasyon
Arama-Keşif Dönemi
Madenler yerin altında bulunmakla birlikte yeryüzüne çıkmış kayalarda da izleri görülebilmektedir.
Maden jeologları, bu izleri tespit edip çeşitli bilimsel yöntemlerle o bölgede bir yatak bulunup bulunmadığını belirler.
Uydu görüntüleri üzerinde çalışılır, bölgenin detaylı jeolojik haritası çıkarılır, yüzeyden alınan örnekler incelenir ve son olarak saha umut vaat ediyorsa sondaj çalışmasına başlanır.
Yüzlerce metre derinlikten kaya örnekleri önce gözle incelenir ardından gelişmiş laboratuvarlara gönderilir.
Yapılan sondajlar ve analiz sonuçlarına göre o bölgede ekonomik bir maden olup olmadığına karar verilir. Bir yatak varlığı tespit edilirse daha detaylı çalışmalar yürütülür.
Ekonomik bir maden yatağı tespit edilmişse fizibilite dönemine geçilir.
Fizibilite Dönemi
Fizibilite kelime anlamı olarak “olabilirlik” “yapılabilirlik”, “uygulanabilirlik” gibi anlamlara gelmektedir. Arama ve rezerv belirleme çalışmaları tamamlandıktan sonra madenin hangi yöntemle üretileceği hesaplanır.
İnşaat Aşaması
Bu aşamada tesis ve ocak inşası gerçekleştirilir. Madenin , AÇIK OCAK, KAPALI OCAK (yer altı üretimi) veya ÇÖZELTİ MADENCİLİĞİ şeklinde üretim yöntemi uygulanır.
Üretim Aşaması
Sahada tespit edilen cevherin miktarına göre yıllar süren üretim çalışmaları gerçekleştirilir.
Kapatma ve Rehabilitasyon
Cevherin bittiği noktada kapatma ve rehabilitasyon (bitkilendirme ve doğaya adapte etme) planı uygulamaya alınır…
Sonuçta Devleti temsil eden Valimiz;
— Bu aşamalar öyle halkın düşündüğü gibi kazma kürek kepçeyle bulduğunuz yeri kazmakla olmuyor. Bu işin bir de ÇED tarafı var.
Şayet doğaya, çevreye ve halka zarar söz konusuysa müsade edilmiyor! dedi.
Üstelik syn Valimiz;
— Şimdi siz, tüm yasal izinleri almış, ihaleyi kazanmış, ilgili maden sahasına gelen firmaya karşı koymak, şiddet uygulamak, darp etmek ve araçlarını kundaklamak suretiyle suç işlemiş olursunuz.
Ayrıca her maden arama denilince aklınıza SİYANÜR getirmeyin!!……
dediler.
Bu bilgiler güzel ama SIKINTI nerede derseniz ;
Vatandaş bu konularda doğru ve yeterli aydınlatılmıyor.
Maden arama denilince Fatsanın Bahçeler köyündeki görüntüler akla geliyor. Siyanür akla getiriliyor.
İhale edilen bölgelerde belki de, AÇIK OCAK, KAPALI OCAK şeklinde arama yapılacak. Bunlar bizlere detaylı anlatılmıyor.
Genel kanı, şirketlere sağlanan ayrıcalıklarla doğa tahrip edilmekte, yöre halkı yok sayılmaktadır. Yöre halkının yaşam alanları kamulaştırma ile ellerinden alınmakta, itiraz edenler tutuklanmaktadır. Bunların sonucunda ülkenin her noktasında itirazlar artmakta, halk muhalefeti yükselmektedir.
Vatan ne ise insanların sahip olduğu topraklar da aynıdır.
Herkes dedelerinden kalan bahçeleri torunlarına bırakmayı düşünür.
KARADENİZ İNSANI CENAZESİNİ UZUN YILLAR BAHÇESİNE GÖMMÜŞTÜR . BUNUN BİR NEDENİ DE ÇOCUKLARININ O TOPRAKLARI SATMASINI ENGELLEMEKTİR .
Yazıyı sonlandırırken, bu bilgilerin vatandaşa çok detaylı bir şekilde anlatılması,
Eğer;
— Bitki örtüsünün yok edilmesi,
— Gürültü,
— Toz dağılımı,
— Artık oluşumu ve
— Görsel kirlilik konusunda yöre insanı ikna edilemezse halkın üzülmesi, Devlete küsmemesi adına Maden aramalarının durdurulması, gerekirse vaz geçilmesi DEVLET MİLLET BARIŞI bakımından son derece önemlidir.
Bir gün herkes amacına ulaşır, paralar kazanılır, hükümetler değişir ve hayat devam eder.
Ama;
Dökülen su kabını doldurmaz mantığıyla lütfen ORDU halkının sesine ve hassasiyetine kulak verin.
Herkese Selam,
Herkese Saygı.


POLİS HAFTASI ÜZERİNE
SİZ KENDİNİZİ DÜŞÜNÜN EY ŞEHİRLİLER!
“DEMOKRASİNİN BEŞİĞİ YEREL YÖNETİMLER”
FATSANIN HÜRMÜZ BOĞAZINI NİYE KAPATTINIZ ?
“ÇEKİN ELİNİZİ KARADENİZDEN”