Taa çocukluğumuzda öğrettiler bize bu cümleyi.
” Sanatçılar, toplumun yaşantılarını, sevinç ve üzüntülerini, toplumsal değerlerini yansıtan birer ışıktır” denildi.
O yüzden Haldun Dormen’i, Yıldız Kenter, Nejat Uygur, Kemal Sunal’ı, Levent Kırca’yı, Zeki Alasya Metin Akpınar’ı ve daha bir çok tiyatrocuyu filmleriyle birlikte ilgiyle izledik.
Bir çoğundan ders aldık. Tecrübe kazandık.
Bu bilgilerle günümüz Türkiyesindeki televizyonlarda oynatılan diziler ve filmlere gidelim birlikte.
Türk dizilerindeki genel tablo;
Boğaz manzaralı yalılar, bahçeli havuzlu villalar,
Evlerde hizmetçiler, devasa büyüklükte yemek masaları ve üzerinde bin bir çeşit yemekler.
Kapıda her biri beş on milyon değerinde hazır bekleyen şoförlü lüks cipler.
Pahalı lokantalar. Şatafatlı oteller, balolar, gece kulüpleri,
Düğünler, kilolarca altınlar, takılar.
Silahlar, tehdit, şantaj, zinalar, aldatmalar, gayrımeşru ilişkiler, ansızın ortaya çıkan yasak aşk meyveleri, adam öldürmeler.
Ana babaya saygısızlık. Metresli yaşam. Gayrımeşru çocuklar ve evlilik dışı ilişkiler.
İş hayatı deseniz ;
Holdingler, şirketler, kapıda hazır bekleyen son model şoförlü makam araçları, muhteşem makam odaları, hizmetçiler, aşklar, sevgililer daha neler neler.
Öte yandan, ” BİTTİ , SATILDI, MİLLET AÇ ” deyip felaket tellallığı yaparak güzel Ülkemizi yerden yere vuranlar bu dizilerde gözümüzün içine sokulmaya çalışılan roller için ne düşünüyorlar?
Valla bize vaktiyle öğretilen o söze bakacak olursak, dizilerdeki konular, bizim ülke toplumuna benzemiyor.
Benzeten varsa söylesin.
Herkese Selam,
Herkese Saygı.


BALIK BAŞTAN KOKAR
FATSA DEMAS KAVŞAĞINA ÇÖZÜM OLSUN
DİN İSTİSMARI DİNE ZARARDIR