Fatsa Söz Gazetesi / Fatsa'dan Güncel ve Özgün Haberler

ÇANAKKALE

ÇANAKKALE
Ayşegül ÖZDEMİR( 63728u363637376373@gmail.com )
18 Mart 2025 - 13:04

Gazetemiz yazarı Ayşegül Özdemir’in bu hafta ki köşe yazısı…

Gelibolu sırtlarında, bir asker siperin kenarına yaslanmıştı.

Mehmet, belki de hayatında ilk kez yıldızların bu kadar parlak olduğunu fark etmişti.

Gözlerini gökyüzünden ayırmadan, annesinin gönderdiği küçük dualarla işlenmiş mendili cebinden çıkardı.

Mendilin kokusuyla beraber memleketinin sıcaklığı da aklına geldi.

Ama şimdi buradaydı; Çanakkale’de, vatanını savunmak için.

1915’in o soğuk ve rüzgârlı günlerinde, Mehmet’in yanı sıra binlerce yiğit insan vardı.

Her biri farklı bir hikâye taşıyordu: kimisi çocuklarını, kimisi geride bıraktığı nişanlısını düşünüyordu.

Ama hepsinin ortak bir amacı vardı: bu toprağı korumak, milletin bağımsızlığını savunmak.

İşte tam bu sırada, Anafartalar cephesinde yükselen güçlü bir ses duyuldu.

Mustafa Kemal’in gözleri kararlılıkla parlıyordu.

“Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!” Bu cümle, Mehmet’in ve diğer askerlerin kalbinde yankılandı.

Onlara cesaret verdi, iradelerini pekiştirdi.

Bu topraklarda ne olursa olsun, düşmana geçit verilmeyecekti.

Çanakkale, sadece silahların çarpıştığı bir savaş alanı değildi; aynı zamanda bağımsızlık ve özgürlük için verilen bir mücadeleydi.

Düşman donanmasının Boğaz’ın sularında hüsrana uğrayışı, Türk milletinin birlikte neler başarabileceğinin en büyük kanıtıydı.

Mehmet ve onun gibi binlerce asker, tarihin en görkemli destanlarından birini yazarken, geride yalnızca kanlarıyla sulanan bir toprak değil, aynı zamanda sonsuza kadar yaşatılacak bir miras bıraktı.

Bu miras, Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlü liderliğiyle şekillendi.

Onun Çanakkale’de sergilediği stratejik deha, yalnızca o günün değil, geleceğin de zaferini müjdeledi.

Bugün bizler, Çanakkale’nin sessiz tanıkları olan bu topraklarda nefes alırken, Mehmet’in mendilindeki duaları ve Mustafa Kemal’in çelik iradesini hatırlıyoruz.

Onların bıraktığı emaneti gururla taşımaya devam ediyoruz.

Sevgili gençler,

Bir an için hayal edin; 1915 yılındasınız.

Henüz hayata yeni başlamış, büyük hayaller kuran bir gençsiniz.

Ama vatanınız tehlikede ve siz, her şeyinizi geride bırakarak Çanakkale’ye, bir milletin kaderini savunmaya gidiyorsunuz.

İşte, sizin yaşınızdaki binlerce Mehmetçik tam da böyle bir yolculuğa çıkmıştı.

Onlar, yalnızca topraklarımızı değil, bizim bugün sahip olduğumuz özgürlüğü de savundular.

Çanakkale bize sadece özgürlüğümüzü kazandırmadı, aynı zamanda sorumluluğumuzu da hatırlattı: Bu vatanı korumak, birliğimizi yaşatmak ve daha güzel bir geleceğe adım atmak.

Unutmayın, onların cesareti ve fedakârlığı olmasaydı, bugün burada olmayabilirdik.

Sizin göreviniz, eğitimle, bilimle, sanatla ve emekle bu mirası yaşatmak.

Birlikte daha güçlü, daha özgür bir Türkiye inşa edebiliriz.

Bir Mehmetçik gibi fedakâr, Mustafa Kemal gibi ileri görüşlü olun.

Çünkü bugün sizin çalışmalarınız ve çabalarınız, yarının tarihini yazacak.

“Çanakkale sadece bir zafer değil, bizlere miras bırakılan bir iradedir.”

Bu mirası koruyun ve geleceğe taşıyın.

Gelibolu sırtlarında, bir asker siperin kenarına yaslanmıştı.

Mehmet, belki de hayatında ilk kez yıldızların bu kadar parlak olduğunu fark etmişti.

Gözlerini gökyüzünden ayırmadan, annesinin gönderdiği küçük dualarla işlenmiş mendili cebinden çıkardı.

Mendilin kokusuyla beraber memleketinin sıcaklığı da aklına geldi.

Ama şimdi buradaydı; Çanakkale’de, vatanını savunmak için.

1915’in o soğuk ve rüzgârlı günlerinde, Mehmet’in yanı sıra binlerce yiğit insan vardı.

Her biri farklı bir hikâye taşıyordu: kimisi çocuklarını, kimisi geride bıraktığı nişanlısını düşünüyordu.

Ama hepsinin ortak bir amacı vardı: bu toprağı korumak, milletin bağımsızlığını savunmak.

İşte tam bu sırada, Anafartalar cephesinde yükselen güçlü bir ses duyuldu.

Mustafa Kemal’in gözleri kararlılıkla parlıyordu.

“Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!” Bu cümle, Mehmet’in ve diğer askerlerin kalbinde yankılandı.

Onlara cesaret verdi, iradelerini pekiştirdi.

Bu topraklarda ne olursa olsun, düşmana geçit verilmeyecekti.

Çanakkale, sadece silahların çarpıştığı bir savaş alanı değildi; aynı zamanda bağımsızlık ve özgürlük için verilen bir mücadeleydi.

Düşman donanmasının Boğaz’ın sularında hüsrana uğrayışı, Türk milletinin birlikte neler başarabileceğinin en büyük kanıtıydı.

Mehmet ve onun gibi binlerce asker, tarihin en görkemli destanlarından birini yazarken, geride yalnızca kanlarıyla sulanan bir toprak değil, aynı zamanda sonsuza kadar yaşatılacak bir miras bıraktı.

Bu miras, Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlü liderliğiyle şekillendi.

Onun Çanakkale’de sergilediği stratejik deha, yalnızca o günün değil, geleceğin de zaferini müjdeledi.

Bugün bizler, Çanakkale’nin sessiz tanıkları olan bu topraklarda nefes alırken, Mehmet’in mendilindeki duaları ve Mustafa Kemal’in çelik iradesini hatırlıyoruz.

Onların bıraktığı emaneti gururla taşımaya devam ediyoruz.

Sevgili gençler,

Bir an için hayal edin; 1915 yılındasınız.

Henüz hayata yeni başlamış, büyük hayaller kuran bir gençsiniz.

Ama vatanınız tehlikede ve siz, her şeyinizi geride bırakarak Çanakkale’ye, bir milletin kaderini savunmaya gidiyorsunuz.

İşte, sizin yaşınızdaki binlerce Mehmetçik tam da böyle bir yolculuğa çıkmıştı.

Onlar, yalnızca topraklarımızı değil, bizim bugün sahip olduğumuz özgürlüğü de savundular.

Çanakkale bize sadece özgürlüğümüzü kazandırmadı, aynı zamanda sorumluluğumuzu da hatırlattı: Bu vatanı korumak, birliğimizi yaşatmak ve daha güzel bir geleceğe adım atmak.

Unutmayın, onların cesareti ve fedakârlığı olmasaydı, bugün burada olmayabilirdik. Sizin göreviniz, eğitimle, bilimle, sanatla ve emekle bu mirası yaşatmak.

Birlikte daha güçlü, daha özgür bir Türkiye inşa edebiliriz.

Bir Mehmetçik gibi fedakâr, Mustafa Kemal gibi ileri görüşlü olun.

Çünkü bugün sizin çalışmalarınız ve çabalarınız, yarının tarihini yazacak.

“Çanakkale sadece bir zafer değil, bizlere miras bırakılan bir iradedir.” Bu mirası koruyun ve geleceğe taşıyın.

Gelibolu sırtlarında, bir asker siperin kenarına yaslanmıştı.

Mehmet, belki de hayatında ilk kez yıldızların bu kadar parlak olduğunu fark etmişti.

Gözlerini gökyüzünden ayırmadan, annesinin gönderdiği küçük dualarla işlenmiş mendili cebinden çıkardı.

Mendilin kokusuyla beraber memleketinin sıcaklığı da aklına geldi.

Ama şimdi buradaydı; Çanakkale’de, vatanını savunmak için.

1915’in o soğuk ve rüzgârlı günlerinde, Mehmet’in yanı sıra binlerce yiğit insan vardı.

Her biri farklı bir hikâye taşıyordu: kimisi çocuklarını, kimisi geride bıraktığı nişanlısını düşünüyordu.

Ama hepsinin ortak bir amacı vardı: bu toprağı korumak, milletin bağımsızlığını savunmak.

İşte tam bu sırada, Anafartalar cephesinde yükselen güçlü bir ses duyuldu.

Mustafa Kemal’in gözleri kararlılıkla parlıyordu.

“Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum!” Bu cümle, Mehmet’in ve diğer askerlerin kalbinde yankılandı.

Onlara cesaret verdi, iradelerini pekiştirdi.

Bu topraklarda ne olursa olsun, düşmana geçit verilmeyecekti.

Çanakkale, sadece silahların çarpıştığı bir savaş alanı değildi; aynı zamanda bağımsızlık ve özgürlük için verilen bir mücadeleydi.

Düşman donanmasının Boğaz’ın sularında hüsrana uğrayışı, Türk milletinin birlikte neler başarabileceğinin en büyük kanıtıydı.

Mehmet ve onun gibi binlerce asker, tarihin en görkemli destanlarından birini yazarken, geride yalnızca kanlarıyla sulanan bir toprak değil, aynı zamanda sonsuza kadar yaşatılacak bir miras bıraktı.

Bu miras, Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşlü liderliğiyle şekillendi.

Onun Çanakkale’de sergilediği stratejik deha, yalnızca o günün değil, geleceğin de zaferini müjdeledi.

Bugün bizler, Çanakkale’nin sessiz tanıkları olan bu topraklarda nefes alırken, Mehmet’in mendilindeki duaları ve Mustafa Kemal’in çelik iradesini hatırlıyoruz.

Onların bıraktığı emaneti gururla taşımaya devam ediyoruz.

Sevgili gençler,

Bir an için hayal edin; 1915 yılındasınız.

Henüz hayata yeni başlamış, büyük hayaller kuran bir gençsiniz.

Ama vatanınız tehlikede ve siz, her şeyinizi geride bırakarak Çanakkale’ye, bir milletin kaderini savunmaya gidiyorsunuz.

İşte, sizin yaşınızdaki binlerce Mehmetçik tam da böyle bir yolculuğa çıkmıştı.

Onlar, yalnızca topraklarımızı değil, bizim bugün sahip olduğumuz özgürlüğü de savundular.

Çanakkale bize sadece özgürlüğümüzü kazandırmadı, aynı zamanda sorumluluğumuzu da hatırlattı: Bu vatanı korumak, birliğimizi yaşatmak ve daha güzel bir geleceğe adım atmak.

Unutmayın, onların cesareti ve fedakârlığı olmasaydı, bugün burada olmayabilirdik.

Sizin göreviniz, eğitimle, bilimle, sanatla ve emekle bu mirası yaşatmak.

Birlikte daha güçlü, daha özgür bir Türkiye inşa edebiliriz.

Bir Mehmetçik gibi fedakâr, Mustafa Kemal gibi ileri görüşlü olun.

Çünkü bugün sizin çalışmalarınız ve çabalarınız, yarının tarihini yazacak.

“Çanakkale sadece bir zafer değil, bizlere miras bırakılan bir iradedir.”

Bu mirası koruyun ve geleceğe taşıyın.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
KÖŞE YAZARLARI

Copyright © 2020 / Fatsa Söz Gazetesi / Tüm hakları saklıdır.