Yaşadığımız şehirlerdeki durum nasıl yönetildiğimizi apaçık ortaya koymaktadır. Aslında balık baştan kokar atasözümüz, Farabi’nin söylemek istediğini özetler mahiyette. Haksızlıkların kol gezdiği, kayırmazlığın ayyuka çıktığı, hukuk kurallarının yerle bir edildiği, halkın kıt kanat geçindiği ve fakat yönetenlerin saltanat ve ihtişam içinde yüzdüğü ve yüzlerce korumalarla gezdiği toplumlarda güven duygusunun oluşması mümkün değildir.
Çalışanların liyakat sahiplerinin arkasında birileri olmadan yükselemeyecekleri hissi yada bu ülkede çalın çırpanların yanına kar kalıyor, düşüncesi kişilerde doğruluk/dürüstlük gibi yüksek değerlere bağlılığı zayıflatır.
Yasaların tek başına yeterli olmadığını 17 Aralık’tan bu yana çok rahat gördük.
Bir gecede apar, topar değiştirilen yönetmeliklerle, hukukun temel kurallarının nasıl hukuksuzluğa dönüştürüldüğünü ülke olarak hep birlikte yaşadık. Yolsuzluk dosyaları için, Meclis Komisyonunun çalışmalarına getirilen yayın yasaklarına tanık olduk,
Demokrasi ve kurumları oluşmamış şeffaflık ve denetlenebirlik ve hesap verme anlayışları her dokuya yeterince sirayet etmemiş toplumlarda, gücü/iktidarı elinde bulunduranlar çeşitli hileli yönlendirmelerle en olumsuz vakaları (olayları) bile kendi lehine çevirebilmektedirler. Bunun temelinde ise demokrasinin iki kat yani iki alt yapısı vardır. Bunun biri kültüreldir. Diğeri ise ekonomiktir. En temel ihtiyaçları bakımından güçlüye bağlı insanların yekun teşkil ettiği bir toplumda demokratik bilincin gelişmesi ise mümkün değildir.
Hatta gelişmemesi için iktidarlar elinden geleni yapmaktadırlar. Dolaysıyla sorun siyasette ve siyasi aktörlerin dayanmış olduğu zihniyettedir.
O halde yapılacak iş nedir?
Dediğinizi duyar gibiyim. Nabzı tutacak ve muhalefet yapacak olanlar öncelikle, Düşünen beyinlerdir.
Eli kalem tutanlardır. Köşe yazarlarıdır.
Entelektüellerdir.
Üniversitelilerdir.
Bunlardın söz ve güç birliğine Türkiye’nin çok ihtiyacı vardır.
Hakkı hak adına, adaleti adalet adına, hukuku ise Hukuk adına tutup kaldıracak yiğitler bekliyor.
Tüyü bitmemiş çocuklar acılı anneler ve aileler bu memlekette çoğunlukta.
Ahlaki ve hukuki ilkeleri evrensel temel normları korkusuzca savunacak, milleti için doğruları göz kırpmadan haykıracak, insan gibi insanlara susadı bu millet .
Fazilet sahibi onurlu, şahsiyetler, artık bu memlekette sesiniz gür çıkmalı. Susmadan, bıkmadan ve yorulmadan…
Çünkü bu memleketin Büyük Türk bilginin Farabi’nin de dediği gibi Erdemli ve akla ve bilime değer veren insanlara çok ihtiyacı vardır. Doğru olmalı, yalan söylememeli, yalancılardan yüz çevirmelidir.
Paranın servetin değil, yüceliğin peşinden koşmalıyız. Dünyevi kaygılarda gözü olanlardan uzak durmalıyız.
Azimli ve kararlı olmalıyız. Zulümden nefret etmeliyiz. Çünkü Farabi üç şeyi sevmezdi. Cehalet, Cahil şehir ve erdemli olmayanları kesinlikle sevmezdi. Bizlerde bu şeyin zıddı olanları yaşayan insanlardan olalım mı. Kalın Sağlıcakla !


FATSA OLARAK “BİZ DE ORDU’YUZ” DEMEYE PEK FIRSAT BULAMADIK
ANKARA DA NELER OLUYOR?