Gazetemiz yazarı Haluk Ekiz’in yazısı
Çocukluğumuzdan bu yana değişen birşey olmadı. Eskiden FİSKOBİRLİK çok güçlüydü. Devasa kapasitelerde alım depoları vardı.
Günümüzde TMO sistemi gibi, önceden sıra alırdık ve çoğu zaman sabah ezanı sonrası traktörlerle teslimat sırasına girerdik.
Tüccar tarafı da, fiyatı biraz yüksek tutarak müşteri çekmeye çalışırdı.
Zaman içinde, yönetimsel sorunlar ve piyasa koşulları neticesinde Fiskobirlik eski alım sisteminden uzaklaştı. Bir müddet hiç fındık almadı alamadı ve üretici karşısında İmaj kaybına uğradı.
Tüccarlar aynı şekilde alımlara devam ederken öte yandan Devletimiz çiftçiye sahip çıkmak adına, Toprak Mahsülleri Ofisini devreye koyarak üretilen fındığa talip oldu.
Ama yıllardır sistem hep şöyle yürüdü; ÜRETİCİ fındığı getirdi. Kimi emanete bıraktı kimi parasını alıp gitti.
Her iki durumda da Fındıklar ihracatçılar eliyle yurtdışını buldu.
Avrupada işlenerek, yine bize geri döndü ve çeşitli yollarla tüketime sunuldu.
Günümüzde değişen hiç birşey yok!.
Hükümet taban fiyatı açıklıyor,
Paraya ihtiyacı olan fındığını satıyor,
Tuzu kuru olan veya bekletip yüksek fiyat hayali kuranlar, fiyatlar yükselmeyince sırasıyla Hükümete, Milletvekillerine, Tüccarlara, İhracatçı firmalara ve emanete verenlere veryansın ediliyor.
Ama bu böyle gitmez, gitmemeli.
Birşeyler yapmak gerekiyor.
Fındığa sahip çıkmak için, kızıp küfretmekle bu sorun çözülmez.
Peki neler yapılabilir?
Öncelikle, bilhassa fındık bölgelerinde kendi markalarımızı oluşturmalıyız.
Dünya fındıktan neler üretiyorsa biz de aynısını hatta daha fazlasını yapmalıyız.
Ayrıca iç tüketimi artırıcı ve özendirici projeler de geliştirmeliyiz.
Bulunduğumuz bölgede ;
Kaju fıstığının kilosu : 600 lira,
Çam fıstığının kilosu : 900 lira,
Kavrulmuş fındık kg. : 1.000 liradan
alıcı bulurken peki kim tüketiyor bunları?
Sen, ben tüketiyoruz. Ama nedense kendi ürünümüz olan Fındık yerlerde sürünüyor.
Elin oğlu yüksek bir fiyata fındığımızı alsın ve bizi mutlu etsin istiyoruz.
Yıllardır hep böyle düşündük.
Ama herkes kendi çıkarını düşünüyor.
Sonuç olarak,
Devletin Tarım Müdürlüğü,
Ziraat Odaları ve fındığa gönül veren iş insanları bir araya gelmeli.
Fındığın marka olarak hem iç pazarda hem dünyada tüketilmesi için adımlar atılmalı. Fabrikalar kurulmalı. Devlet bu adımları desteklemeli.
FATSA için bir ÇİKOLATA MARKASI tavsiye ederek yazıyı sonlandıralım.
Ambalajının dışına, Gaga gölü, Haznedaroğlu Konağı, Fatsa adası, Yalıköy timsah adası, Çerkezler Tepesi, Sarmaşık kaplıcası ve daha bir çok kültürel mirasımızla doğal güzelliklerimizin resmedildiği bir fındık mamulümüz olsa
İsmi de FATELLE olsa.
Sizce de güzel olmaz mı?
Herkese Selam,
Herkese Saygı.


FIRINCILAR PAZAR GÜNÜ TATİL YAPMASIN MI?
SİZCE İL OLMAYI KİM HAK EDİYOR?