Gazetemiz yazarı Muharrem Dürümlü’nün bu haftaki köşe yazısı…
“Bizim yerel yönetim anlayışımız tam bir “ özerklik” anlayışına dayanmaktadır. Bu bakımından yerinden yönetim ( adem-i merkeziyet) anlayışının bizatihi kendisidir. Yerel Yönetimde özerklik anlayışımız bir koşulla, sadece hizmet koşuluyla geçerlidir, Bizim anlayışımızda yerel yönetimler, çok partili ve katılımcı demokrasi zemininde oluşmuş ve fakat asli görevi olan hizmet kavramını siyasetin önüne koymuş, sivil kurumlardır.
Yerel Yönetim bünyesinde siyaset, sadece seçim dönemlerinde, gündeme gelen bir olgu olmaktadır. Yerel Yönetimler siyaseti, seçim sonuçlarıyla birlikte dondurmalı, hizmeti siyasal çıkarın üzerine koymalı, enerjini ve gücünü bitmez tükenmez siyasal çekişmelerin labirentlerinde harcamak yerine her gün, bir önceki güne göre daha fazla hizmet vermenin yarışında olmalıdır.
Yerel Yönetime gelenlerin kendilerini siyasal çıkar hırsından arındıramamalarının sonucu yıllardır pek acı bir şekilde gördük ve görüyoruz.
Bizim yerel yönetime dayalı hizmet anlayışımız bir bütündür ve eşitlik ilkesine, adalet ilkesine dayanmaktadır.
Belediye başkanları bir belde ve ilçede veya Büyükşehirdeki yerel halk sakinlerini, siyasal görüşlerine, parti ve oy tercihlerine veya dünya görüşlerine göre tefrik etmemeli. Başkalarının yaptığı gibi; Bu caddenin sakinleri bize oy verdi. O halde onların yollarını, kaldırımlarını, kanalizasyonlarını yapalım. Diğer caddenin sakinleri ise bize oy vermedi, Onların yollarını, kaldırımlarını, kanalizasyonlarını yapmayalım. Gibi ilkel bir ayrımcılığın, bölücülüğün içine girmemelidir.
Yerel yönetimlerde hizmet anlayışı hizmet zeminine oturttuğu için biz, yerel yönetimleri bütün icraatlarında serbest, yani özerk kılmak zorundayız. Hangi siyasal partinin parelelinde olursa olsun yerel yönetimler aynı muameleyi, aynı yardım ve katkıyı yapmalıdırlar. Onlar yani seçilmiş Belediye Başkanları, icraatlarında partizanlık yapmadıkça siyasal kaygılarla vatandaşın “ bir bölümünü mağdur, diğer bölümünü ise MAMUR yapmadıkça yani ayrım yapmadıkça onlar demokrasinin altın beşiğinin namzedi kişilerdir.
Yerel yönetimlerin başındaki seçilmiş belediye başkanları yönetimde yönetimi asla siyasal parti çiftliği haline getirmemeli halkta buna asla izin vermemelidir. Hangi Partiden olursa olsun yerel yönetimlerde asla izin vermemelidirler. Hangi Partiden olursa olsun, yerel yönetimlerde asıl amaç hizmet yapmak ve hizmet götürmektir. Bu anlamda yerel yönetimlerin hizmet verdiği yerel yönetim binaları bir sosyal hizmet mabedi olarak kalmalıdır.
Hizmetten kastımız nedir?
Hizmetten kastımız, bizim inşamızın yaşadığı çevreyi en az gelişmiş Avrupa ülkelerinin insanlarının yaşadığı düzeye getirmektir.
Sosyal hizmet kurumlarıyla getirmektir. Temizliği ve düzenlemesi ile getirmektir. Suyu, elektriği, kanalizasyonu ile getirmektir. Yeşil alanları, oyun alanları, temiz yüzlü binalarıyla getirmektir.
Ulaşım kolaylığı, duyarlılığı ile getirmektir. Çocuk evleri, gençlik evleri, yaşlı evleriyle getirmektir. Spor alanlarıyla, konser salonlarıyla oyun, eğlence ve toplantı merkeziyle getirmektir. Eğitim kurum ve binalarıyla getirmektir.
Oysa bazı Belediye Başkanları “ parasız hizmet nasıl yapılır? Diyerek seslerini bile bazı ortamlarda hakları olmadığı halde yüksetiyorlar.
Orta ve Kuzey Avrupa Ülkelerinde yerel yönetimlere baktığımızda hizmet binaları, konser salonları, toplantı salonu gençlik evleri, müzeleri var ise, bu hizmetlerin hepsini de yerel yöneticiler bizim ülkemizde kadirşinas vatandaşları sayesinde yapacaktır.
Bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Halka HİZMET Hakka HİZMETTİR. Kalın Sağlıcakla!”


FATSANIN HÜRMÜZ BOĞAZINI NİYE KAPATTINIZ ?
“ÇEKİN ELİNİZİ KARADENİZDEN”